8 Temmuz 2017 Cumartesi

HATAY GEZİ REHBERİ 3






     7) St. Simon Manastırı

   Bir dağın tepesinde yer alan manastır, M.S. 6. yüzyılda inşa edilip kesme taşlar oyularak yapılmıştır ve hac şeklindedir. İçerisinde kilise, sarnıç, vaftizhane ve diğer mimari kalıntılar bulunuyor.

   Saint Simon'dan bahsetmek gerekirse, çok küçük yaşlarda din eğitimi almaya başlamış ve o yıllardan sonra kendisini tamamen Tanrıya adamıştır. Aldığı çok ağır din eğitiminden sonra da bu dağa gelip, burada yaşamaya başladığı söyleniyor.
Adı günden güne herkes tarafından duyulup ziyaretçi akınına uğramaya başlamış. Yaşının çok küçük olmasına rağmen hastalıklara şifa veriyor
olması onu iyice yüceltmiş ve bu yüzden yaşadığı dağa da  “mucizeler dağı” adı verilmiş.


  

  
      St.Simon vefatından sonra annesi Azize Marta'nın yanına gömülmüş. Daha sonra onun adına, Mucizeler Dağı'nda bu muhteşem bir manastır inşa edilmiş. Aradan 1400 yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ ayakta duran duvar ve sütunları görmek mümkün. Fakat yıllar boyunca korunaksız olarak bırakılan manastırın bazı parçaları, gelen ziyaretçiler tarafından götürülmüş. Son yıllarda manastır korunuyor olsa da, manastırın çevresinde bulunan onlarca rüzgar gülüne nefretle bakmamak elde değil. Yani gidin başka yerlerde dikin o rüzgar güllerini, başka dağ yokmuş gibi ne tarafa baksan rüzgar gülü... Tarihi yapılara her yandan saygı duyulmalı, daha önce de bakımsızlıktan yakınmıştım şimdi de bu lanet rüzgar güllerinden, kusuruma bakmayın... Bir de aşkını kanıtlamak için(!) spreyle duvara yazı yazan, beyinsizler var... Maalesef altta ki fotoğrafı görünce bana hak vereceksiniz...







Manastırdan diğer fotoğraflar,




     8) Kara Mağara

   Bu sene ilk kez gitme fırsatı bulduğum bir yer Kara Mağara ve şunu da söylemeliyim ki oraya araba ile gitmek kesinlikle akıl kârı değil :) Çok dar, çok eğimli ve çok sarp bir yolu var, ama gidip görmekte lazım tabi, bunun için de yapılması gereken en mantıklı şey, Çevlik Limanından kalkan bir tur teknesine binmek olacak :) Tabi biz öyle yapmadık, ailecek Ramazan Bayramı'nın ikinci günü araba ile gittik, yolun böyle olduğunu bilmiyorduk çünkü, cahilliğimize verin :)



    Her neyse kazasız belasız bu yolu gidip geldik :) Size Kara Mağara'dan bahsedeyim en iyisi, müthiş derecede temiz ve insanı kendinden geçirecek nitelikte berrak bir suyu var bu koyun. Aaa, bu arada buranın bir koy olduğunu söylememişim, kusura bakmayın :)




     9) Harbiye Şelaleleri

   İşte benim favori yerime geldik :) Harbiye Şelaleleri, her taraftan akan sularıyla yaz aylarında serinliği yakalamanın adresi :) Şelalelerin her tarafı lokanta ve aile piknik yerleri ile dolu ama bazen bunun iyi bir şey olduğunu düşünüyorum. En azından bu sayede doğal güzellikler, güzellikleriyle kalıyor, işletmeciler ekmek teknelerinin kirlenmesini istemiyor sonuçta :)

  




Harbiye şelaleleri bol suları ve yeşillikleri ile cenneti andıran bir yerdir ve Hatay'ın en fazla turist çeken yeridir. Yani Hatay'a gelirseniz, görmeden gitmeyin pişman olursunuz :)

Alıntıdır

   Bu arada hazır Harbiye'den bahsediyorken, meşhur Daphne-Apollon efsanesini de anlatmadan geçmek istemiyorum.
  
      Zeus’un oğlu Işık Tanrısı Apollon, ırmak kenarında genç ve güzel bir kız görür. Bu eşsiz güzelin adı Defne’dir. Apollon’un içinde arzular uyandırır. Onunla konuşmak ister. Fakat Defne, Işık Tanrısı’nın içinden geçenleri anlamıştır. Kaçmaya başlar. O kaçar, Apollon kovalar. Çapkın Tanrı bir taraftan “kaçma seni seviyorum” diye bağırır. Defne ise Tanrılarla sevişen kadınların başlarına neler geldiğini bildiği için korkuya kapılır ve kaçmaya devam eder. Apollon’a gelince, bu güzel periyi mutlaka yakalamak istemektedir. Aralarındaki mesafe gittikçe kısalır ve bir an gelir ki Defne, Apollon’un sıcak nefesini saçlarının arasında duyar. Artık kurtuluş imkanı kalmadığını anlayan Defne, birden durur ve ayağı ile toprağı kazıyarak şöyle bağırır: -“Ey toprak ana, beni ört, beni sakla, beni koru.” Bu içten yalvarış üzerine Defne organlarının ağırlaştığını, odunlaştığını hisseder. Olgun göğsünü gri bir kabuk kaplar, kokulu saçları yapraklara dönüşür, kolları dallar halinde uzar, körpe ayakları kök olup toprağın derinliklerine dalar, bir defne ağacı oluverir. Bu manzara karşısında şaşıran Apollon, Defne’nin ağaç oluşunu hayret ve üzüntü ile seyreder. Sonra da sarılır ve sert kabukları altında hala çarpmakta olan kalbinin sesini duyar ve şöyle seslenir: -“Defne, bundan sonra sen, Apollon’un kutsal ağacı olacaksın. O solmayan ve dökülmeyen yaprakların, başımın çelengi olacak. Değerli kahramanlar, savaşlarda zafere ulaşanlar, hep senin yapraklarınla alınlarını süsleyecekler. Şarkılarda, şiirlerde adımız yan yana geçecek. Bu tatlı sözler üzerine Defne, dallarını eğerek Apollon’u saygı ile selamlar. İşte bu öykünün geçtiği yer bugünkü Harbiye’dir. Apallon teessür ve heyecan içinde o ağacı amblem olarak aldı ve parlak yapraklarından başına bir taç yaptı. İşte o zamandan beri şiir ve silah zaferi Defne dalı ile ödüllendirilir ve Defne’nin gözyaşları bugün hala Harbiye’de şelaleler meydana getiriyor.(1)



(1)KALAYCIOĞLU,M. (2011) Hatay Halk Bilimi. Hatay.Antakya Belediyesi Kültür Yayını






8 yorum:

  1. Harbiye şelaleleri gerçekten göz alıcı yerler, mitolojiye ilgim olduğu için Defne ve Apollon efsanesini biliyorum hatta konu dışı ama üniversite zamanlarımda Hataylı arkadaşlarım sağolsun Defne sabunu getiriyorlardı bana, çok güzel bir kokusu var. Ayrıca tarihi yerlere verilen zararlara karşı tepkiniz gayet normal, keşke bu tür konularda daha bilinçli olunsa :)
    Kara Mağara yolu da çok berbatmış, arabayı kullanana helal olsun :) Nice gezmeler diliyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Övünmek gibi olmasın şoför bendim, o berbat yolla başa çıkabildim şükür :)
      Defne sabunu gerçekten olağanüstü bir sabun, bahçemizin ortasında kocaman bir defne ağacı var ve bizde sabun yapıyoruz :)
      Maalesef insanların birçoğu tarafından doğal ve tarihi güzellikler umursanmıyor, umarım dediğiniz gibi bilinçli olurlar.
      Bu arada bloğunuzu henüz kullanmaya başlamamışsınız, sizi de pek yakında yazılarınızla aramıza bekliyoruz, sevgiyle kalın :)

      Sil
  2. Hatay'ın tüm detaylarını öğreneceğim sanırım☺️ Kısmet olur gidersem yabancılık çekmeyeceğim... Kaleminize sağlık... Sevgiler....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :) Memleketimin her köşesini sizlere öğretebilirsem ne mutlu bana :) Umarım Hatay'a yolunuz düşer :)

      Sil
  3. Pazar sabahı harika bir tanıtım yazısı ile günüm başladı sayenizde. Mitolojik öyküyü bilmiyordum, zevkle okudum. Diğer yazılarınıza da bakacağım. Umarım bir gün ziyaret etmek nasip olur. Sevgiler,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :) Roma zamanlarından kalma bir efsane, hatta arkeoloji müzesinde efsanenin mozaiğe işlenmiş hali de var, keşke onu da sizinle paylaşsaymışım :) Umarım Hatay'ı ziyaret edersiniz, sevgiyle kalın :)

      Sil
  4. Ne güzel yerlerimiz var MaşaAllah.Banada nasip olsun buraları görmek :D

    YanıtlaSil